Ne İzlemeli; Aynı Yıldızın Altında

17:37

İnternetten izleyeli baya bir olsada yazmaya bir türlü fırsat bulamadığım bir yazı ile karşınızdayım.Aynı Yıldızın Altında'yı ilk çok satanlar listesinde kitap olarak gördük.Bu sene ise filmi çıktı ve o da baya bir revaçta idi.Yorumlardan filmin çok mu güzel yoksa beklenilenin aksine kötü olduğu konusunda baya bir merakta idim.Kitabını daha okumaya fırsat bulamadığım için sadece film hakkında düşüncelerimi yazıcam.Tabi ki de kitap daha güzeldir eminim ki ama filmin de ayrı bir tadı vardı bence.Filmin başrolünde aslında çok yakından tanıdığımız sizlere bayılarak da anlatıp,yazısını yazdığım "Divergent" filmindeki abi-kardeşi canladıran Shailene Woodley ve Ansel Elgort var idi.

Filmde  13 yaşında kansere yakalanan Hazel (Shailene Woodley) 3 yıldır bu illetle boğuşmaktadır. Oksijen tüpünü yanından hiç ayırmaz. Depresyonun eşiğinde olan, sürekli aynı kitabı okuyan, pek arkadaşı olmayan Hazel bir gün kanserli hastalar için düzenlenen destek grubuna katılır ve burada beynindeki tümörden kurtulmuş ama bir bacağı kesilmiş Augustus'la tanışır. Bundan sonra oldukça yakınlaşan ikili, Hazel'ın sürekli okuduğu kitabın sonunu öğrenmek için yazar Peter van Houten'ın (Willem Dafoe) yaşadığı Amsterdam'a yola çıkarlar...

Kitap konu itibari ile böyle.Filmi açıkçası ben çok içten,sıcak ve çok güzel buldum.Oyuncular için ise Gus karakterine bayıldığımı söylemeliyim.Bir nevi serserivari halleri yok mu beni benden aldı.Bir de yakın arkadaşı Isaac ti sanırım ona bayıldım,güldüm.Kitabını okumadığım için belkide beklenmeyen bir şaşırtmacayla son buldu film.Kitabı okumayanlar eminim ki göz yaşlarını tutamadılar çoğu yerde.Bende oldukça şiş gözlerle izledim filmi.Oda arkadaşlarım uyanmasınlar diye yorganın altına girdim öyle ağladım.Özellikle filmin sonlarında Gus'un herşeyi hazır hale getirmeye çalıştığı,Hazel'in mektubu okuduğu anlar beni benden aldı.Çok -spoiler yok :D Neyse sonu filan itibariyle bayıldığım bir film oldu. Ama olaylar keşke tam tersi olsaydı diye de bol bol yakındım.İzleyenler anlar beni :D İçimde uyandırdığı hisleri anlatmaya gerçekten kelimeler yetmez.Çift de oldukça birbirine yakışmıştı,gözümden kaçmadı.

Hikaye klasik olsa da benim içime ayrı bir işledi.Anna Frank'ın evi de muhteşemmiş.Film hakkında daha fazla spoiler vermeden soundtrack'ten bir şarkı paylaşayım.Sevdiğim bir şarkı oldu kendisi.

"Sonsuz vakitleri yok. Sadece birbirleri var."

"Bazı sonsuzluklar diğerlerinden daha büyüktür."


Oldukça sevdiğim bu filmi sizlerinde izlemesini tavsiye ederim.
Filmi izleyenler vardır diye düşünerek siz nasıl buldunuz filmi?

BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİN

7 kişi dedi ki

  1. bende gecen gece ızledım ve tek kelıme ıle bayıldım !

    YanıtlaSil
  2. BA-YIL-DIM! Çok etkiledi beni. Hani açıkçası ağlatmadı, o vuruculuk bir nebze eksikti bence ama yine de çok güzeldi. Boğazımda bir yumruyla izledim tüm filmi. Hatta o gün eve gelince bile üzüntüm geçmedi. Hep hüzünlüydüm. Amsterdam, oyuncuların uyumu ve iyiliği, o şarkılar. Her şey çok güzel seçilmiş. Kitapla neredeyse aynı olması da ayrı sevindirdi beni. Tekrar izlemeye dayanır mıyım bilmiyorum ama keşke her uyarlama böyle olsa dedim ben. :) Geç de olsa izlemişsin sen de, çok iyi yapmışsın. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tekrar izlemeye bende dayanamam sanırım,kaldırmaz yüreğim sonuna :(

      Sil
    2. Tekrar izlemeye bende dayanamam sanırım,kaldırmaz yüreğim sonuna :(

      Sil
  3. herkes filmi öneriyor ama romantik filmleri pek sevmediğim için izlemedim bir keresinde merak edip fragmanına bakmıştım fazla romantik geldi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. romantik film sevmiyorsan hoşlanmayabilirsin,çünkü romantiklik kısmı fazla olan bir film.ama ben sevdim :)

      Sil

Popüler Şekerler

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

Subscribe