Neydi Ne Oldu? ( Kemal Sunal )

10:33

Uzun zamandır yine yazamadığım yazı dizime devam ediyorum. En son bu seride Coco Chanel'e yer vermiştik. Sırada Türk sinemasının üstadı olan Kemal Sunal var.Hep aklımdaydı onu yazmak bu güne kısmetmiş.Gözümüzde hep bizi güldürürken canlandırdığımız Kemal Sunal hakkında bilinmeyen bir çok şeyi bu yazımda birlikte öğreneceğiz.

10 Kasım 1944 yılında İstanbul da doğan Kemal Sunal,Malatya lıdır. Doğum gününü hiç bir zaman 10 Kasımda kutlamamıştır. Ya bir gün evvel ya da bir gün sonra kutlamıştır. Bu durumu şu sözlerle açıklamıştır. "Aslen 10 Kasım doğumluyum. Ancak Mustafa Kemal Atatürk'ün vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam".Kendisinden küçük iki erkek kardeşi daha vardır. Okul hayatına Mimar Sinan İlkokulunda başlayarak Vefa Lisesi nden mezun olmuştur. Liseyi tam 11 yılda bitirmiştir.Dar gelirli bir ailede büyüyen Sunal, yaramaz ama mutlu bir çocukluk geçirmiştir. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölüm ünde Üniversite öğrenimine başlayan Sunal, 12 Eylül döneminde öğrenimini yarım bırakmak zorunda kalmıştır.

35 yaşında askere giden sanatçı, diğer askerlerin kendisini görünce gülmeye başlaması sebebiyle, "birliğin düzenini bozuyor" denilerek, eğitimlere katılmamış, kademede görev almıştır. Usta birliğinde "armoni mızıkası" isimli moral grubuna dağıtımı olmuş, bu vesile ile Türkiye'nin birçok bölgesinde askerlik yapmıştır.Sanatçı, Devekuşu kabare tiyatrosundayken, 1972-1973 tarihindeki Ankara turnesi sırasında sonradan eşi olacak Gül Sunal ile tanışmış, 2,5 yıl mektuplaşmış ve 1975 Nisan ayında Beyoğlu evlendirme dairesinde evlenmişlerdir. Ali ve Ezo isimli iki çocukları olmuştur.1976 yılında rol aldığı Kapıcılar Kralı filminde gösterdiği başarısı ile 1977 yılında Antalya Film Festivalinde Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu Ödülü nü kazanmıştır. 12 Eylül döneminde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirmiş ve ardından yüksek lisans yapmıştır. Yüksek Lisansını "TV ve sinemada Kemal Sunal güldürüsü" isimli teziyle yapmıştır.

Evlendikten sonra ilk oturdukları evde o kadar çok nem varmış ki, eve misafir davet ettiklerinde evdeki rutubet kokusunu bastırmak için mutlaka patates kızartması yaparlarmış. Sanatçı kendi profilinin, oynadığı karakterlere göre farklı olduğunu şu sözlerle belirtmektedir; "Ben özel hayatımda çok az konuşan, çok soğuk bir adamım" "aynı zamanda iş ve ev yaşamında titizim" sözleriyle dile getirmiştir. Eşi tarafından yazılan anı kitabında, ev halkına sanatçı olduğunun ağırlığını hiç hissettirmemiş, eşinin tanımına göre "aile babası" profilini hiçbir zaman bozmamıştır. Akşam yemeklerine daima vaktinde yetişen, aile ilişkilerine önem veren ve çocukları ile çok iyi arkadaş olan, iş, aile ve komşuluk ilişkilerinde daima sohbeti aranan sevilen sanatçı; filmlerinin aksine, çok fazla gülmeyen ve sululuktan hoşlanmayan bir yapıya sahiptir. Dinlemeyi anlatmaya tercih eden sanatçı, kendi iç dünyasında da duygusal bir yapıya sahiptir. 

Çocuklarına okul hayatlarında arkadaşları tarafından "ineğin çocuğu" diye hitap edilmiştir.Kemal Sunal'ı çok beğenen Ertem Eğilmez, sanatçının ilk sinema deneyimi olan Tatlı Dillim'de rol almasına karar vermiştir. Sanatçı, sinema kariyerine 1972 yılında başlamıştır.İlk filmiyle ilgili, İlk gün en arkaya gittim, oturdum. Perdede 8 kere ancak gözüküyorum. Her görünüşümde salonda kıyamet koptu. Suratımı görür görmez büyük alkış ve gülmeler. Lafları duymuyorlardı. Suratım enteresan geldi seyirciye. Sıcak ve kendinden biri buldu sanıyorum. O zaman şöyle arkama yaslanıp, "Bu iş tamamdır” dedim." yorumunu yapmıştır.Mavi Boncuk filminde kaymakamı canlandıran Sunal, Ertem Eğilmez'in herkese eşit rol vermesiyle birlikte daha çok perdede görünmeye başlamıştır. 1974 yılında çekilen Hasret filminde ilk başrolünü alacaktır.

Yine aynı yıl başrolde Salako filminde oynar. 1975 yılında Şaşkın damat ve Hanzo da oynar. Ertem Eğilmez efsaneye dönüşecek olan Hababam Sınıfı'nı sinemaya uyarlamaya karar verir. Bu filmde herkesin rolü eşit olduğundan, Kemal Sunal daha fazla görünmektedir. Sanatçının oynadığı "İnek Şaban" rolü,adının "Şaban" olarak kalmasıyla hatırlarda kalacaktır. 4 hababam sınıfı filminde rol alan sanatçı, 1975 yılında,Şener Şen ile tanışır.Tosun Paşa,Süt Kardeşler,Meraklı Köfteci,Sahte Kabadayı filminde birlikte rol alırlar.

1976da sanatçının sonraki filmi, Hababam sınıfı uyanıyor'dur.Filmin afişinde Kemal Sunal ismi en üstte yer alır. Bu yılın son filmi Kapıcılar Kralıdır.Bu filmdeki "Seyit" rolü zeki,kurnaz, paragöz ve işgüzar bir karakterdir ve bambaşka bir Kemal Sunal'ın olduğu ilk filmdir.Sanatçı Antalya Film Festivali'nde En iyi erkek oyuncu ödülünü Kapıcılar Kralı filminde almıştır. Aynı filmle, Sinema yazarları derneğince "En iyi erkek oyuncu" seçildi.Bu ödülleri sanatçı şöyle yorumlamaktadır;
"Antalya Film Festivali’nde Kapıcılar Kralı filmiyle, en iyi erkek oyuncu ödülünü aldım. Antalya’da ve Türk sinema tarihinde böyle bir şey yok. Komedyene değil, bu ödül hep jönlere verilmiş. İlk defa ben yıktım o sistemi. Sonra Sinema Yazarları Derneği’nin ilk ödülünü, yine aynı filmle ben aldım. Ondan sonra da başarılı filmler yapmadım değil ama festivallere göndermedik. O nedenle başka ödül çıkartamadık."
1978 yılında Fatma Girik ile payları ortak bir şirket kurulmuştur. Bu film şirketi "Can Film"dir. Yapımcılığını Fatma Girik ve Kemal Sunal'ın yaptığı Yüz numaralı adam filmiyle, şirket ilk filmini o yıl çekmiştir. Reklamların yanıltıcı yönünü ele alan film Sunal sineması için önemli bir noktadır.Aynı yıl Avanak Apti ve dönemin en ses getiren filmi Kibar Feyzo çekilir. Kibar Feyzo filmi politik bir filmdir. Politik duruşu sebebiyle birçok sahnesinde sansüre uğrasada, türk sinemasında önemli yeri vardır. Bu filmde Sunal'a Şener Şen,Müjde Ar, İlyas Salman, Adile Naşit eşlik etmektedir. Töre, geçim derdi, ağalık gibi kavramlar sıkça filmde işlenmektedir.

Sunal, Dokunmayın Şabanıma ve Bekçiler kralı filmlerinin yapımcılığını Fatma Girik ile birlikte üstlenmiştir. İki yapımcı bu filmleri, kendi şirketlerine değil, Uğur Film'e yapmıştır.1981 ve 1985 yıllarında birçok "Şaban" filmi çekilmiştir. Bu filmler, Sunal sineması adına kaliteden yoksun olsalarda, izleyiciyi güldürmeyi başarmış yapımlar olarak tarihe geçmiştir.1985 yılı, "Şaban" filmlerinin sonuncusu olan Gurbetçi Şaban filminin çekildiği yıldır ve sanatçı toplam altı filmde rol almıştır.Sanatçı "Şaban" filmleri ile ilgili görüşlerini şöyle aktarmıştır;
"Bundan sonra filmlerde Şaban adını koymasak bile, değişen bir şey olacağını zannetmiyorum. Millet Şaban olarak biliyor. Bu yıl, firma yanlışlık yaptı. Film adım Niyazi. Adının Atla Gel Niyazi olması lazım. Afişler, lobiler hepsinde Atla Gel Şaban oldu. Seyircilerden bir kişi çıkıp da, filmdeki adın Niyazi, afişte Şaban, demedi. Farkına bile varmadı. Kemal Sunal’ın adı, Niyazi olsa ne olur, Şaban olsa ne olur?"
Sunal sinemasında artık "Şaban" filmi yoktur ve sineması adına bambaşka bir sayfa açılmıştır.1991de tek filmde rol alan sanatçının filmi Varyemez'dir.1999 senesi, sanatçının son sinema filmi Propaganda'nın çekildiği yıldır ve filmde Metin Akpınar eşlik etmektedir. Sinan Çetin filmi olan Propaganda, Sunal'ın sinema kariyerinde yeri bambaşka olan bir yapımdır. Zira sanatçı, "Gümrük memuru Mehdi" rolünü, tıpkı diğer tüm mesleki rollerinde olduğu gibi benimsemiştir ve izleyici karşısına dram yönü ağır basan bir Kemal Sunal koymuştur. 2000 yılında Balalayka filminde rol almayı kabul etmiştir.
Sunal, kişisel yaşamı ve kariyeri boyunca yaptığı yolculuklarda daima kara taşıtlarını tercih etmiş, uçak ve deniz taşıtlarından korktuğunu dile getirmiştir.Çeşitli festivallerde, ödül törenlerine kara taşıtıyla yetişemeyen sanatçının uçak fobisi yaşamı boyunca yenemediği bir korkusu olarak kalmıştır. 3 temmuz 2000 tarihinde, Balalayka isimli filmin çekimleri için bindiği Trabzon uçağında kalp krizi geçirmiştir. Ölümüne bir dizi ihmaller zincirinin neden olduğu düşünülmektedir.Uçaktaki personel ilk yardım konusunda bilgisizdi ve çağırılan ambulansta doktor yoktu. "International Hospital" hastanesine kaldırılan sanatçının doktoru, Sunal'ın kalp rahatsızlığı olduğunu dile getirmiş ve kalp ilaçları kullandığını açıklamıştır. 
Kemal Sunal böylece hayata veda etti. Her daim yüzümüzü güldüren adam filmleriyle bizleri güldürmeye devam ediyor.Eminim ki çocuklarımızın çocukları bile gülmeye devam edecek,nesilden nesile aktarılıcak.
Şimdilik benden bu kadar,
Sevgilerimle

BUNLARI DA BEĞENEBİLİRSİN

2 kişi dedi ki

  1. Böyle bir yazıya yer verdiğiniz için teşekkürler hala gülerek izliyorum çok severim ☺️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben teşekkür ederim okuduğunuz için :)

      Sil

Popüler Şekerler

Bumerang - Yazarkafe
Bumerang - Yazarkafe

Subscribe